Önemli Bir Derbiyi Nasıl Bir Strateji İle Dünyaya Daha İyi Pazarlayabiliriz?

 
Önemli Bir Derbiyi Nasıl Bir Strateji İle Dünyaya Daha İyi Pazarlayabiliriz?

Sporda, derbide yaşanan şiddet ve istenmeyen görüntülerin var olmasındaki en büyük neden olarak ülke bazında yaşanan siyasi, ekonomik, kültürel ve eğitimsel faktörlerin yanlış pazarlama özellikle spor bazında yanlış pazarlama teknikleri ve tanımlaması ile ilintili olduğunu düşünüyorum. Bugün bile meclis bünyesinde, futbol federasyonlarının kendi aralarında içsel ve dışsal politikalar bazında yaşanan kavgalar atışmalar kime nasıl örnek olacaktır. Geçmişten bugüne yaşanan spor politikaları ve bu şekilde taraftarların yönlendirilmesi sporu şuan ki hale getirmiştir. Bu şiddet görüntüleri sadece Türkiye değil dünya bazında yaşanmaktadır. Holiganlar adi altındaki gruplarda yaşanan kavga atışma görüntüleri sonuçları ölümlere kadar götürmüştür. Bu durumların önüne geçilmesi doğru spor politikası tanımlarından ve doğru şekilde pazarlanmasından geçmektedir.

Spor hem bir tüketim ürünüdür hem de endüstriyel bir üründür. Pazarlama teorisi ürünü iki kategoriye ayırır: Bunlardan ilki, son kullanıcı tarafından tüketilen ürünlerdir. Bu ürünler tüketim ürünleri olarak isimlendirilir. İkincisi ise, başka ürünlerin üretilmesinde bir üretici tarafından kullanılan ürünlerdir. Bu tür ürünlere de endüstriyel ürünler denir. Spor hem seyircileri hem de katılımcıları çekip kitlesel tüketiciler için nihai bir ürün olarak üretilir (bir tüketim ürünü). Seyirci ve katılımcılardan başka endüstri ve işletmelerce de kullanılır. Sponsorluk olayları, spor yayınları ve reklamlar kendi tüketicilerine ulaşmak isteyen organizasyonlar tarafından kullanılır. Ürünlerini ve firma isimlerini spor ile bağdaştıran işletmeler bu yaklaşımı kullanırlar. İşletmeler aynı zamanda ürünlerini tutundurmak, güçlendirmek için spor reklamlarını kullanırlar ve pek çok işletme de müşterilerini eğlendirmek için spor olaylarını kullanır. Burada sözü edilen ürün ise endüstriyel bir üründür.

En basit ifadesi ile pazarlama prensiplerinin spor alanına uygulanması olarak ifade edebileceğimiz spor pazarlaması, ülke ekonomilerine önemli bir girdi sağlamaktadır. Bu girdinin maksimum düzeye çıkarılması spor pazarlamasının doğasının etkin bir biçimde anlaşılması ile mümkün olabilecektir. Bu nedenle spor pazarlamasını diğer pazarlama alanlarından farklılaştıran yönlerin ayrıntılı olarak incelenmesi ve bu incelemelere bağlı olarak değerlendirmelerin yapılması gerekmektedir.

Temelde çağdaş pazarlama kavramı tanımlamalarından yola çıkılarak oluşturulan spor pazarlaması kavramı doğası gereği pazarlama prensiplerini içinde barındırmaktadır. Çünkü spor pazarlamasını genel pazarlamadan tamamen soyutlamak mümkün değildir. Ancak sporun kendisi ve sporla ilişkili faaliyetler dizini yapısı itibariyle eşsiz bir takım özellikler ve fırsatlar sunmaktadır. Hem somut bir ürün hem de soyut bir hizmet görüntüsü sergileyebilen spor ve spor ile ilişkili faaliyetler, pazarlamanın özünde var olan “değişim” süreciyle ilişkili olarak dinamik bir yapı sergiler. Bu noktada bu yapının tüm yönleriyle ele alınması sadece karı değil, müşteri memnuniyetini, sunulan hizmetin ya da malın kalitesini ve sektörün her yönü ile gelişmesini sağlayacaktır.

Sonuç olarak, her zaman büyük kitlelerin ilgisini çeken ve büyük katılımların merkezinde kendisine yer bulan spor, dinamik ve karmaşık yapısı ile büyük bir pazar alanı olma özelliği sergilemektedir. Bu pazarı doğru şekilde değerlendirmek ancak pazarın yapısını anlamak ile mümkün olabilecektir.

Spor pek çok uygarlığın önemli bir parçası haline gelmiştir ve yeryüzündeki her ulus için mevcuttur. Örneğin, 120 ülkeden fazla ülkede futbol organize olarak oynanmaktadır. Ve farklı özelliklere sahip kişileri cezbeder. Genç-yaşlı, erkek-kadın, işgören-yönetici gibi farkı demografik özelliklere sahip insanları etkilemektedir.

Spor genellikle topluca tüketilir ve tüketici tatmini sürekli olarak sosyal durumlardan etkilenir. FIFA 2002 Dünya Kupası kapsamında Kore’deki bir maçta Koreli bir seyircinin Türk bayrağını sallaması veya diğer ülkelerdeki seyirciler ile kurulan dostluklar tatmini etkiler. Gerçekten de sporun toplu tüketilme gibi bir özelliği vardır. Seyircinin tek başına, kendini diğer insanlardan soyutlayarak maç izlemesi imkânsızdır. Oyuna gösterilen reaksiyon, ortaklaşa kurulan iletişim, kalabalık psikolojisi gibi nedenler, spordan elde edilen tatmin üzerinde etki yaratır. Sosyal hayatın olduğu her yer futbol, futbolun olduğu her yerde de ezeli ve ebedi rekabetler söz konusudur. Derbilerin ortak paydası ise futbolun eşi bulunmayan tutkusu ve karşılıklı nefretten başka bir şey değil.

Derbiler, futbolun rekabet ve tutku boyutlarının en yüksek boyutlarda yaşandığı karşılaşmaları ifade ediyor. Bir futbolseverin, takımıyla en iyi bütünleşebildiği, sebatlı bir ruh haline bürünebildiği ve kazanmaktan başka bir şey düşünmediği karşılaşmalar. Tanım olarak aynı kentin takımlarının ezeli ve ebedi rekabeti tarif edilse de ‘El Classico’ (Barcelona ve Real Madrid arasında oynanan maçlar) örneğinde olduğu gibi farklı kentlerin takımları arasında da oynanabiliyor. 

Dünyada en fazla ilgi çeken derbi yorumlarına göre; 9 Kasım Pazar günü Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda yapılacak olan İstanbul derbisi, Yunanistan’ın başkenti Atina’daki Olympiakos-Panathinaikos hesaplaşmasından daha fazla ilgi çekebiliyor.

Ulusal bir ligin diğer bütün maçlarından ayrı bir yer tutan derbilerin, neden bir derbi niteliği taşıdığı ise kimi ülkelerde dini veya etnik, kimi ülkelerde ise sınıfsal veya siyasi sebeplerle açıklanabiliyor. Ortalama bir futbol okurunun çok iyi bildiği bu derbilerden Glasgow derbisi olan Celtic-Rangers dini, İspanya derbisi olan Real Madrid-Barcelona etnik, Buenos Aires derbisi olan Boca Juniors-River Plate sınıfsal, Roma derbisi olan SS Lazio-AS Roma ise siyasi arka planı olan ve dünya ölçeğinde merak uyandıran, ilgi gösterilen derbiler olarak ön plana çıkmış derbilerdir. 

Bizde ise Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki maçlar kimilerine göre dünyanın en büyük üç derbisinden biri, kimilerine göre ise medyanın şişirdiği, aslında bizden başka kimsenin umurunda olmayan bir karşılaşmadır. Ama gerçek şu ki; dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan, ne etnik, ne dini, ne siyasal, ne sınıfsal bir boyutu olmayan, üstelik sadece aynı kentte değil ülke ölçeğinde de olanca coşkusuyla, nefretiyle, tutkusuyla yaşanan bir derbidir bu. Mağlup olan takımın taraftarı ertesi gün işine, okuluna gidemiyorsa, maç günü bütün televizyon kanalları canlı yayın yapıyorsa, maç biletleri çok kısa sürede tükeniyorsa ve bir bilet alabilmek için gişe önlerinde sabahlanıyorsa, sadece futbol için, kırmızı, sarı ve lacivert renkler için hayatlar ortaya konuluyorsa, mutlu olması derbinin kazanılmasına endeksli insanları tanıyorsak ve nice rasyonel bir açıklaması olmayan örnekleri biz biliyorsak... Evet, bu gerçekten büyük bir derbidir. 

Ekonomik, sosyo - kültürel, teknolojik vb. açılardan yoğun bir değişimin yaşandığı ve yeni performans kriterlerinin ortaya çıktığı günümüz rekabet ortamında başarılı olunabilmesi; futbol takımlarının kendi güçlü ve zayıf yönlerini belirleyerek, fırsatlardan maksimum faydayı sağlayacak stratejileri geliştirmelerine bağlıdır. 

Takımlarımızın gerçekleştirilebilir amaçlarını ve alternatif stratejilerini ortaya koyabilmesi, dış çevrenin ayrıntılı bir şekilde tahlil edilmesi kadar, futbol takımlarının kendi kaynak ve kapasitesini belirlemesine ve güçlü-zayıf yönlerini açığa çıkarmasına da bağlıdır.

GÜÇLÜ YÖNLER
• Geniş ve yetenekli bir kadroya sahip olması.
• Stratejik ve uzun vadeli hedeflerin açık olarak belirlenmiş olması.
• Geçmişte büyük sportif başarılara ulaşarak, bu başarısını bir ölçüde de olsa markalaştırabilmiş olması.
• Büyük bir taraftar kitlesine sahip olması.
• Parasal problemlerin çözümlenebilmesi becerisinin yüksek olması.
• Stadların rakip takımlar üzerinde baskı yaratan bir ambiyansa sahip olması.
• Köklü bir kültür ve geçmişe sahip olması.
• Sezon başında kombine satarak ön finans olanağı yaratabilmesi.
• İdari ve teknik olarak güçlü ve kararlı bir yönetime sahip olması.
• Altyapı tesislerinin tamamlanmış olması.
• Kazanılan üstün başarıların, rakipler üzerinde bir baskı oluşturarak, rekabette üstünlük sağlaması

ZAYIF YÖNLER

• Mali sorunlarının olması.
• Avrupa’da rekabet ettiği üst düzey kulüplerle kıyaslandığında bütçesinin yeterli büyüklükte olmaması.
• Yapılan transferlerde uyum sorunu yaşanması.
• Halen takım içi uyum ve koordinasyonun tam sağlanamamış olması.
• Yeşil sahalarda kazandığı başarıları tam anlamıyla, ekonomik olarak taçlandıramaması
• Takımda sevk ve idareyi sağlayacak lider bir oyuncu olmaması.
• Defansta yer alan futbolcuların çok basit hatalara yer vermesi.
• Teknik ve taktik yapıya uygun yeterli sayıda ve kapasitede futbolcunun bulunmaması.
• Yüksek ve üst düzey hedeflerin zaman zaman takımın bilişim alanını daraltarak, kapasite ve yeteneği daraltıcı bir etkiye neden olması.
• Stadların yeterli olmaması ve ekonomik ve teknolojik ömrünü tamamlamış olması. 

FIRSATLAR

• Yeni ve güçlü kadroya sahip olunması fikstür avantajı ile şampiyonluk yarışında takıma ciddi bir avantaj sağlayacaktır.
• Kazanılacak Lig şampiyonluğu ile ezeli rakipleri arasındaki fark daha da açılacaktır.
• Kazanılacak Süper Lig şampiyonluğu, Şampiyonlar Ligi’ne doğrudan katılımı mümkün kılacak ve ciddi bir maddi gelir sağlayacaktır.
• Süper Lig’de ulaşılacak şampiyonluk, yeni ve oturmaya çalışan bir takımda istikrar ve ardışık başarılar getirebilecektir.
• Şampiyonlar Ligi’ndeki olası başarılar, Dünya takımı olma sürecinde atılan adımları daha da pekiştirecektir.
• Kazanılan sportif başarı, mali bir rahatlama sağlayacaktır.
• Ulaşılacak şampiyonluk, taraftar sayısının ve ticaret gelirlerinin artmasına olumlu bir etki sağlayacaktır.
• Şampiyonlar Ligi’nde ulaşılacak sıra dışı başarılar ile Türk kültürünün dünya tanıtımına ve ülke turizmine olumlu katkılar sağlayacaktır.

TEHDİT VE RİSKLER

• Yapılan yeni transferlerin uyum sağlayamaması.
• Yeni gelen transferlerin takım içinde bir huzursuzluğa neden olabilecek olması ve buna bağlı olarak Takım içinde olası gruplaşma ve kamplaşmaların önüne geçilemeyecek olması.
• Mali problemlerin takım içinde moral motivasyonu olumsuz etkileyebilecek olması.
• Takımın form ve moral düzeyinin, alınacak olası mağlubiyetlerle, hedeften uzaklaşılmasına neden olabilmesi.
• 2004 UEFA kriterlerine uyum konusunda mali disipline yönelmenin, takımın hedeflerini küçültmesi.

Bizim belirleyebildiğimiz bu fırsatları şu şekilde sayabiliriz: 

• Yeni taraftarlar edinebilme,
• Avrupa’da ve Dünya’da yeni başarılara imza atarak, Dünya Kulüpleri arasına girebilme; buna bağlı olarak sportif başarılarını, bir markaya dönüştürüp, parasallaştırabilme ve yeni olanak arzlarının genişletilmesi gibi fırsatlara ulaşabilme; show business içinde, pazar payını arttırabilme sayılabilir. 

Son olarak belirtmek isterim ki; bir ürünün, bir hizmetin, bir şirketin, futbolun, herhangi bir şeyin öncelikle kendi içinde pazarlanabilmesi, pazar payı olabilmesi için güvenirliği inandırıcılığı olmalıdır ve bu inandırıcılığı-güvenirliği de ayni zamanda korumalıdır. Bu doğrultuda da dış piyasaya, dünyaya doğru pazar stratejilerinin en olası şekilde uygulanması ve aktarılması da ülke bazında yaşanan politiklerin getirisi ve götürüsü ile alakalıdır. Örnek olabilecek kişilerin yanlış tutum ve davranışlardan uzak durması bu eylemde hareket etmesi gerekir. Eğitimli kişilerin; özellikle bağıntılı ve örnek verilecek kişilerin yani yöneticilerin, siyasi partilerin doğru şekilde sporcusunu ve taraftarını yönlendirmeli bu bazda eğitim- öğretim strateji planlarını aktarmalıdır. Gösterilecek olan bu tutum toplumu en eğitimsiz bölgemizi bile örnek almaya itecek ve şiddet görüntülerinin azalmasını sağlayarak, kavgadan saygısızca yaşanan spordan uzak bir pazar payı oluşturma olgusunun yaratılmasına imkân verilecektir. Tüm bunlara ek olarak psikolojik ve bilimsel açıklaması olan bir konuya daha dayanmak isterim ki; bizim ülkemizde olduğu gibi tüm dünyada da yaşanan insan psikolojisinde var olan bir olgu olan kavgalar ve adrenalin insanin ilgisini dikkatini çeken izlenme rekorları kiran olaylar ve durumlardır. Bunun da önüne geçilmesi ve en aza indirmeyi sağlayacak olgu da eğitimden geçmektedir. Yaşanan bu tatsız olayların televizyon vb. programlarda yer almasını engellemek, dışarıda rastlanıldığında izleyici olmak yerine engel olana ayırıcı nitelikte bir tutum ve davranıştan geçmektedir. Dünya’ da her gecen gün milyonlarca insan doğuyor buyuyor ve yetişiyor, var olan nasılın gelecek nesillere örnek olması ve eğitimin-kültürel yapının birinci sırada gelişmesi ve rol oynaması gerekmektedir. Ancak bu doğrultuda şiddet vb tutum ve davranışlardan uzak bir nesil büyüyerek gerek spora gerek siyasete katkıda bulunup pazar payını doğru ve doğru orantılı şekilde arttırabilir.


 
 
 
 

İsminiz
Mail adresiniz
Konu
Mesajınız

 

Etkinlik Takvimi

 

Special`ist
[Varsayılan Reklam] İK Atölyesi Sponsor Köşesi
[Varsayılan Reklam] İK Atölyesi Sponsor Köşesi
Elemanonline





 
Bu site Kaleydoskop Dijital Ajans tarafından hazırlanıyor.
Ana Sayfa  | Hakkımızda | Atölyeler | Sunumlar | Makaleler  | İK Takvimi  | İK Atölye TV | İletişim 
 
     
   İK Atölyesi Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri © 2012 - Tüm hakları saklıdır.
   İçerikler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.